petshop
petshop

                   

  1. Türkiye'nin en büyük Muhabbet Kuşu Forumuna Hoşgeldiniz
    Eğer sitemize yaptığınız ilk ziyaretiniz ise, lütfen öncelikle Forum Kurallarını okuyunuz. Forumumuzda bilgi alışverişinde bulunabilmeniz için Kayıt olmalısınız. Üye olmayanlar forumumuzdan yararlanamazlar.
    Eğer zaten kayıtlı kullanıcı iseniz, lütfen kullanıcı adınız ve şifreniz ile, Giriş yapınız. (Sitemize üyelik ücretsizdir)

    Notu Gizle

Zeolit karmaşası

Konusu 'Muhabbet Kuşu Diğer Sorular' forumundadır ve Uğur GENÇ tarafından 19 Mayıs 2014 başlatılmıştır.

  1. Uğur GENÇ
    Çevrimdışı

    Uğur GENÇ Moderator

    Katılım:
    24 Mayıs 2013
    Mesajlar:
    6.825
    Beğenileri:
    277
    Arkadaşlar zeolit ile ilgili iki adet yazı okudum bunları sizinle paylaşmak istedim.Biri zeolitin zararlarını diğeri de yararını savunuyor.Karar vermek gerçekten güç.

    TÜRKİYE'DE ASBEST VE FİBRÖZ ZEOLİT (ERİYONİT) İLE İLGİLİ AKCİĞER HASTALIKLARI
    Y. İzzettin Barış
    Güven Hastanesi, Ankara

    Türkiye, fibrojenik ve karsinojenik iki fibröz mineral olan asbest ve fibröz zeolite (erionite) ile iç içe yaşadığı için çok talihsiz bir ülke konumundadır.

    Bir doğal silikat minerali olan asbestin ısıyı iletmemesi yüzünden insanlar ile birlikteliği eski çağlarda başlamıştır. On dokuzuncu yüz yılın ikinci yarısından sonraki endüstri devriminde, ısı, elektrik, sürtünme ve asitlere dayanıklı olması yüzünden bir çok işyerlerinde kullanıldığı için "sihirli mineral" olarak anılırken, yirminci yüz yılın ikinci yarısından sonra karsinojenik olması ortaya çıkınca, ismi "öldürücü toz" olmuştur.

    Asbest fizik yapı olarak düz (amphibol) ve eğri lifli (chrysotile) iki türü vardır. Amphibol asbestin, kimyasal yapısına göre, crocidolite (mavi asbest), amosite (kahverengi asbest), tremolite, anthophollite ve actinolite çeşitleri vardır. Endüstride en çok kullanılan chrysotile , crocidolite ve amosite cinsleriydi. Bunlardan sağlık için en tehlikelileri olan crocidolite ve amosite'nin kullanılışı bir çok ülkelerde yasaklanmıştır. Endüstride kullanılan asbestin % 90'inı kapsayan chrysotile de bir çok ülkelerde yasaklanmış olmasına karşın daha az karsinojenisitesi tartışmalı olduğu için bazı ülkelerde sıkı kontrol altında kullanılmaktadır.

    Asbest sadece solunum yoluyla vücuda girdiğinde hastalık yapabilmektedir. Sebep olduğu hastalıklar, beniğn veya maliğn olabilmektedir. Birinci grubun içinde, plevrada fibrosis, kalsifikasyon, effüzyon; akciğer parankimasında fibrosis (asbestosis) yer alır. İkinci grupta ise, plevra ve peritonun maliğn mezotelyomaları, akciğer kanserleri ve az da olsa larenks ve sindirim organı kanserleri bulunur. Hiç sigara içmeyen ve endüstriyel ilişkisi olmayan kişilerde akciğer kanser riski 1 kabul edilirse, bu oran günde 20 sigara içenlerde 45'e, hem sigara içen ve hem de asbest tozu soluyanlarda ise 92 katına çıkmaktadır. Kanserojen olan sigara ve asbest birlikte olduğu zaman insan sağlığı için çok tehlikeli bir mineral olabilmektedir. Türkiye'de kırsal bölge erkeklerinin sigara içme oranı %70'leri bulduğunu ve bununla birlikte asbest lifi soluduğunu var sayarsak halkımızın ne kadar yüksek kansere yakalanma şansı olduğunu anlarız.

    Asbestin beniğn veya maliğn hastalık yapabilmesi için, solunduktan 20-40 yıl bir sürenin geçmesi gerekmektedir. İnsanlar asbesti, iş ortamında (mesleksel veya occupational) veya çevresel (environmental veya domestik) yolla soluyabilir. Az da olsa, asbest işçisinin giysisine takılmış olan tozu evdeki yakınları indirek olarak soluyabilmektedir ki buna in direk ya da paraoccupational yolla asbest solunması denilmektedir.

    Türkiye'de Orta Anadolu'da yaklaşık olarak 16 milyon kişinin kırsal bölgede yaşadığı kabul edilmektedir. Bunların yirmi yaşın üstündekilerin yaklaşık % 25'inde asbeste bağlı beniğn plevral hastalıklar bulunmaktadır. Bu oran yaş ilerledikçe lineer olarak artmakta ve % 80'lere ulaşabilmektedir. Asbest denilince aklamMaliğn mezotelyoma gelmektedir. Batı dünyasında maliğn mezotelyoma insidansı 1-2.2 / 1.000.000 / yıl iken Türkiye'de yılda en az 500 kişide bu hastalık görülmektedir. Batı ülkelerinde emekli asbest işçisi hastalığı olan maliğn mezotelyoma, ülkemizde orta yaş hastalığı durumundadır. Bizim kırsal bölgemizin insanları asbesti çevresel- domestik yolla solumaktadır. Yukarıda bildirilen yıllık sayının en fazla onu mesleksel asbest solunmasıyla meydana gelebilmiştir. Yani, batı dünyasının mesleksel hastalığı, bizim çevresel hastalığımızdır. Aslen Orta Anadolu kökenli olup ta Avrupada çalışırken mezotelyomaya yakalanmış işçilerimiz tazminat almak için baş vurduğunda bu kabul edilmemekte ve akciğerindeki asbestin Anadolu toprağında bulunan tremolit olduğu gösterilerek istekleri kabul edilmemektedir. Avrupa'daki işçilerimizdeki asbestle ilgili hastalıklar, "Imported asbestos" diye yayınlanması komik olduğu kadar yüz kızartıcı bir durumdur.

    Türkiye'de çalışan isçilerde de aynı karışıklık söz konusudur. Asbest işlenen bir fabrikada çalışanda bununla ilgili bir hastalık ortaya çıktığında işveren- işçi arasında sorun ortaya çıkmaktadır. İşçiyi hasta eden asbest onun köyünden mi gelmiştir, yoksa iş yerinden mi ?

    Türkiye'de asbest liflerinin solunması, içinde asbest bulunan beyaz toprağın, "Ak toprak", "Gök toprak", "Ceren toprağı" "Çelpek" gibi çeşitli isimlerle, kireç, sıva, çatı ve zemin toprağı olarak kullanılmasından gelmektedir. İç Anadolu köylerinde bu amaçla kullanılan toprağın çoğunun içinde hiçbir endüstriyel değeri olmayan tremolite asbest bulunmaktadır. Bu tür asbestin lifleri tıpkı mavi ve kahverengi asbest gibi ince uzun veya kalın olabilmektedir.

    Ülkemizde çevresel yolla asbest solunmasına bağlı hastalıkların en yoğun olduğu bölgeler: Eskişehir'in Mihallıççik ilçe ve köyleri, Konya Ereğli'sinin Halkapınar ve Ayrancı köyleri, Çankırı'nın Ilgaz ve Şabanözü köyleri ve Yozgat'ın Sorgun ilçesi ve köyleri, Sivas'ın Yıldızeli ve Şarkışla köyleri, Güney Doğu Anadolu bölgesinde Diyarbakır'ın batısındaki Ergani ve köyleri, Elazığ'ın Maden ve Polu köyleri, Malatya, Adıyaman ve Urfa'nın Siverek ilçesi yer almaktadır. Karadeniz'in sahil bölgeleri ve Doğu Anadolu yerleşim yerlerinde asbestle ilgili hastalık bulunmamaktadır. Trakya'nın birkaç köyünde asbest solunmasına bağlı beniğn plevral değişikliklere rastlanmıştır. Ege bölgesinde sadece Denizli'in Tavas ilçesi köylerinde, Burdur'un Yeşilova bölgesi, Kütahya'nın Aslanapa ve Gediz ilçesi, Afyon'un Elmadağ ilçesi köylerinde sporadik asbestle ilgi hastalıklar bulunmuştur. Akdeniz bölgesinde, Toros dağları yamaçlarındaki köyler ve Hatay'ın Kırıkhan ve Reyhanlı köylerinin bazılarında tremolit asbest içiren toprağın yukarıda bahsedilen yolla kullanılması sonunda iç ortam havanının solunmasıyla asbesle ilgili hastalıklar gelişmektedir.

    Bir kristalize aluminosilikat olan zeolit'lerin doğal 30 türünün içinde sadece erionite ve mordenite lifsel yapıdadır. Bunlardan yalnız kristal yapısi lifsel olan erionite'in epidemiyolojik, in vivo ve in vitro olarak karsinojenik ve fibrojenik olduğu gösterilmiştir. Erionite'nin şimdiye kadar bilinen en potent kanser yapıcı bir mineral olduğu Dünya Sağlık Teşkilatına bağlı, Uluslararası Kanser Araştırma Kurumu (International Agency Research on Cancer) tarafından kabul edilmiştir.

    Binlerce yıl önce Erciyes, Hasandağ ve hemen yakınındaki Melendiz dağlarının volkanik lavlarının örttüğü, yabancıların Cappadocia, bizlerin Göreme dediği bölgede eşsiz doğa harikası olan jeolojik bir yapı ortaya çıkmıştır. Bu yörenin sadece üç yerinde, su ve tuz ile reaksiyona giren volkanik lavlar chabazite, clinopitololite ve kristalize olarak lifsel yapıda erionite'nin oluştuğu yerlerde Karain, Tuzköy ve Sarıhıdır köyleri yerleşmiştir. Erionite'nin asbestin yaptığı hastalıkların tümüne sebep olduğu Göreme bölgesindeki çalışmalarla gün yüzüne çıkmıştır. Bu bölgedeki üç köyden ayrı olarak diğer köylerde seyrek de olsa maliğn plevral ve peritoneal mezotelyoma endemisi olduğu tarafımızdan gösterilmiştir. Bölgeden gelen mezotelyomalı hastaların ortalama yaşı 50 olup en genci 26, en yaşlısı ise 75 bulunmuştur. Hastalık hem kadınlarda ve hem de erkeklerde görülüyordu. İşin ilginç yanı, hastalığın bazı ailelerde daha yoğun bir şekilde görülmesiydi. Bir aile içinde plevral ve peritoneal mezotelyoma ile birlikte lenfoma, karaciğer kanseri, kemik sarkomu gibi mezotelyoma dışı tümörler de görülmekteydi. Bu gözlemler kanserin oluşmasında esas etken erionite olmakla beraber genetik yatkınlığın da ek faktör olarak etkili olabileceğini işaret etmektedir.

    Göremenin Karain, Tuzköy ve Sarıhıdır köylerinde yapılan proportional mortalite çalışmalarında, ilk iki köyde ölenlerin % 70'inin maliğn hastalıktan öldüğü gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Buna karşın Kızırmağın güneyindeki eski yerleşim yerini nehrin taşkınları ve arkadaki kayaların düşerek insan ve hayvan zayiatına sebep olması nedeniyle zamanın hükümeti 1958 yılında köyün nehrin kuzey yakasındaki tuğla, briket gibi malzeme ile yapılmış yeni evlere taşınmasını sağlamıştır. Sarıhıdır'daki mortalite oranının % 50'nin altında olması buna bağlı olsa gerek. Bu köydeki hastaların birisi hariç tümü eski köyde doğmuş bireylerdi. Bu olay Göreme'deki kanser sorununun ancak, köy yerlerinin değiştirilmesiyle çözülebileceğini göstermektedir.

    Göreme'deki kanserli köylerdeki insanlar, ev ve bahçe duvarlarının yapı taşları olan su kayasının içindeki erionit'ten solumaktadır. Hasta ve sağlamların bronş sekresyonunda, soludukları evin havasında ve akciğerlerinde hem erionite lifleri ve asbest cisimciğine benzeyen zeolite cisimcikleri gösterilmiştir. Bugün sadece 35 haneli bir köy haline gelen Karainliler'ın büyük bir kısmı, çeşitli nedenlerle, yurt içi ve yurt dışı yerlerde yaşamlarını sürdürmektedirler. Köyden ilkokulu bitirdikten sonra ayrılanların bile dünyanın neresine giderse gitsin mezotelyoma riskini taşımaktadır.

    Kaynaklar
    Barış YI. Asbestos and erionite related chest diseases. Ankara, Turkey. Semih Ofset Mat. Lmd Co, 1987; 62-109.
    Barış YI, Bilir N, Artvinli M. Et al : An epidemiological study on an Anatolian village environmentally exposed to tremolite asbestos. Br J Indust Med, 1988: 45: 838-40.
    Yazıcıoğlu S, Ilcayto R, Balcı K. Et al. Pleural calcification,pleural mesotheliomas and bronchial cancers caused by tremolite dust.Thorax, 1980;35: 564-569.
    Barış YI, Simonato L, Artvinli M. Et al. Epidemiological and environmental evidence of health effects of exposure to erionite fibers: a four year study in the Cappadocian region of Turkey. Int J Cancer 1987; 39:10-17.
    Selcuk ZT,, Çöplü, L, Emri S, et al: Malignant pleurall mesothelioma due to environmental mineral fiber oxposure in Turkey : analysis of 135 cases. Chest 1992;102:790-796.
    Alıntıdır Akvaryum.com Forum: Zeolit Kanser Ilişkisi



    Kanser yapıyor deniyordu meğer kanser ilacıymış

    Dünya Çevre Haftası etkinlikleri nedeniyle, Doğal Zeolit Madeni ve Mineralleri Derneği (ZEODER), Zeolit Madeni'nin ana vatanı sayılan Manisa'nın Gördes İlçesi'ne bir gezi düzenledi.

    Toprak düzenleyicisinden, yem katkı maddesi, atık su arıtmadan inşaat malzemesine kadar 100'e yakın alanda kullanılan Zeolit madeninin ham olarak satılmasının Türkiye'nin zararına olacağını açıklayan ZEODER, bu madenin işlenerek satılmasıyla Türkiye'ye büyük katma değer sağlayacağını açıkladı.

    Dünya Çevre Haftası etkinlikleri nedeniyle, Doğal Zeolit Madeni ve Mineralleri Derneği (ZEODER), Zeolit Madeni'nin ana vatanı sayılan Manisa'nın Gördes İlçesi'ne bir gezi düzenledi. Aynı zamanda çevre dostu zeolit madeninin tanıtımı ve Türkiye'ye katma değer olarak dönmesini amaçlayan geziye uzman akademisyenler ve dernek üyeleri katıldı.

    Tarımsal uygulamalardan hayvancılığa, ekolojik dengenin korunmasından endüstriyel atık suların arıtılmasına, sağlık sektöründen inşaat sektörüne kadar hemen hemen her sektörde kullanım alanı olan zeolitin, dünyada büyük bir pazar kapasitesine sahip olmasına rağmen ülkemizde yeteri kadar keşfedilmediğini dile getiren İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü eski rektörü Prof. Dr. Semra Ülkü, zeolit konusunda çalışan az sayıdaki firmanın birlik olup, bu madeni en verimli şekilde kullanmaları gerektiğini, yurt dışına ham haliyle satarak heba etmek yerine ülkemizde işlenmesi ve katma değerinin artırılarak ülkemize ekonomik girdi sağlanması gerektiğini söyledi.

    'Zeolit Allah'ın lütfu'

    Türkiye'de 13 bölgede rezervi tespit edilen ve dünyadaki toplam rezervin yüzde 40'ının Türkiye'de büyük bölümünün de Manisa Gördes'te olduğunu ifade eden ZEODER Başkanı Mehmet Aydoğan, zeolit cevherinin fiziksel yapıları ve karakteristik özellikleri sebebiyle endüstriyel alanda daha üstün ve yaygın kullanım alanına sahip olduğunu belirterek, "Zeolit Allah'ın bize lütfudur. Doğaya ve çevreye olan insanlık borcumuzu bu zeolit mineraliyle ödeyeceğiz. Halkımızın zeolitin önemi ve kullanım alanları konusunda daha fazla bilinçlendirilmesi gerekiyor" dedi.

    Anadolu Üniversitesi Fen Fakültesi Fizim Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ertuğrul Yörükoğulları, üniversitelerinde zeolitle ilgili ürünler olduğunu, bunlar için patent başvurusu yaptıklarını belirterek ANAFOAM adını verdikleri yeni bir inşaat malzemesinin bu sektörde ve mobilya sektöründe devrim yapacağını, ağaç kesimlerini engelleyeceğini söyledi. Buz ve kar çözücü olarak üretilen ZEOSEL adındaki ürün de kış aylarında yollardaki buzlanmayı giderici ve asfaltı koruyucu özelliği olduğunu kaydetti.

    Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Alçiçek, zeolitin özellikle tavuk besiciliğinde solunum yoluyla bulaşan hastalıkları engellediğini, yurtdışında da domuz yetiştiriciliğinde kullanılabileceğini, Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Fakültesi Kimya Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hüsamettin Akçay da nükleer atıkların emilmesi konusunda zeolitin mucizeler yarattığını aktardı. Akçay, Çernobil Faciası sonrasında okullarda çocukların yediği kurabiyelere zeolitin eklenmesi sonucu bu büyük nükleer facianın kötü etkilerinin azaldığını kaydetti.

    Türkiye'nin anavatanı Gördes

    Türkiye 10 milyar dolarlık zeolit revervine sahip. Bu dünya yüzeyindeki rezervlerin yüzde 40'ı demek. Özellikle Manisa'nın Gördes İlçesi'ndeki zeolit yataklarının yüksek kalitesi ve saflığı Gördes'i zeolitin anavatanı yapıyor. Sadece Gördes'te 1 milyar tonun üzerinde görünür zeolit rezervi bulunuyor. Ankara, Eskişehir, Bolu, Sakarya, Kütahya ve Balıkesir, zeolit madeni bakımından zengin diğer bölgelerimiz.

    Megamin ilacının Zeolit içeriyor

    Son yıllarda minerallerin ilaç yapımında kullanılması gündeme geldiğinde ilk akla gelen minerallerden biri zeolit oluyor. Özellikle bazı bilim adamları kanserli hayvanlar üzerinde yaptıkları çalışmalarda zeolitin kanserli hastalıklara iyi geldiği sonucunu elde etti. Bugün Almanya'da 'Megamin' ismiyle satılan kanser ilacında Zeolit var. Bilim adamları zeolit içeren ilacın özellikle lenf, mide kanseri gibi hastalıklarda olumlu etkileri olduğunu savunuyor. Birkaç sene evvel kansere neden olduğu söylenen zeolit son zamanlarda kanser tedavisinde kullanılıyor.

    Kaynayan Taş

    Kaynayan Taş anlamına gelen Zeolit, volkanik küllerin su ortamında değişime uğraması sonucu oluşan minerallerdir. Özellikle endüstriyel ve çevreci bir mineral olarak bilinir. Toprakta aşırı gübreleme veya yanlış sulama nedeniyle azotlu gübrelerin yıkanmasına engel olur. İnsan ve hayvan sağlığını doğrudan etkileyen yer altı ve yer üstü sularımızın kirlenmesine engel olur. ABD ve Japonya'da şehir ve sanayi atık sularının temizlenmesinde kullanılmaktadır. 100'e yakın alanda kullanılan zeolit, son olarak NASA'nın uzayda bitki yetiştirme çalışmalarında denenmiş ve topraksız bitki yetiştirmede en önemli malzeme olarak açıklanmıştır.
    Alıntıdır Zeolit: Kanser Yapıyor Deniyordu, Meğer Kanser İlacıymış - Tarım Haberleri
     
    #1 Uğur GENÇ, 19 Mayıs 2014
    Son düzenleme: 19 Mayıs 2014

Sayfayı Paylaş