YAVRU KUŞLARIMIN GELİŞİMİNDE PROBLEM VAR MI?

Evet bu hikayeyi ve sonuçlarını çok iyi biliyorum. Bilim insanlarının yaptığı hata insanları yanlış yönlendirdi ve demir eksikliğinde bir miktar ıspanak yiyeyerek eksikliğin giderileceği inanışı hala insanları yanlış yönlendirmeye devam ediyor. Sizin uyarınız da çok benziyor zaten. İnsanları çinko takviyesi kuşları zehirler yanılgısına sürükleme potansiyelinde. İlk örneği konu sahibi. Çinko kullanmaya çekinip takviyeyi kesmiş mesela. Sizin bu yazıyı okuyan herkeste bu algı oluştuğunu ve sosyal medya ortamında yayıldığını bir düşünürseniz aslında tehlikeli bir hamle. Ve tesadüf müdür bilmem ama yanlış bilgi doğrusundan çok daha hızlı yayılıyor. Yumurtanın kolestrol'e yıl açtığı bilgisi gibi. Hala insanlar yumurtadan korkuyor.
Konu sahibinin koekması, takviyeyi kesmesi falan önemli değil. Belki tüy yılma sebebi çinko eksikliği değildir. Ama benim bu güne kadar gördüğüm vakaların ezici çoğunluğu başta çinko eksikliğinden ve bir kısmı da demir eksikliğindendi. Dolayısıyla 5 gün çinko ardından da bir süre demir takviyesi önerdim.
Siz, anladığım kadarıyla takviyelere karşısınız; bunu bir yere kadar anlarım ancak ; tıpkı ıspanak örneğinde olduğu gibi bir dönem doğal beslenmenin çok sağlıklı olduğu hususu gereğinden fazla büyütüldü. İnsanlarda da buna inanma eğilimi çok fazla nedense. Oysaki ne kadar doğal beslenilirse beslenilsin demir gibi çinko gibi iyot gibi minerallerin eksikliği çok sık görülüyor. İnsanlarda da bu böyle kuşlar için de öyle. Ayrıca bakış açınız gerçekçilikten bir tık uzak. Kaç kişi kuşuna ceviz veriyordur? %10 desem iyimser konuşmuş olurum. Çoğu kuş besleyen ak darı ve suyu verip geçiyor. Çoğu haftada bir suluğu yeniliyor maalesef. Keşke sizin dedikleriniz uygulanan yöntemler olsa ama maalesef.

Bir de insanlar tedavi veya takviye başladığında ağrı kesici vermiş gibi 1 saat sonra sorun çözülsün diye bekliyor. Buda açmaza sokuyor kuş sahiplerini ve dolayısıyla da kuşları. Kuş bir yudum çinkolu su içtiğinde o su, sihirli değnek etkisi yapmaz. En az birkaç gün kullanım sonrası etkili olup olmadığına dair belirtiler başlar iyileşme bile görülmez kısa zamanda.
@NixTalha size önerim 5 gün dediğim dozda veya en azından 6 damla şeklinde devam edin. Tüy yolma sorununu çözmese bile yavru gelişim sorununa iyi gelecektir. Korkmayın toksik etki yapmamaz siteyi tararsanız benim bir çok kuş için önerdiğimi ve sorun yaşanmadığını görürsünüz.
Böyle bir yanlış yönlendirmeye sebep olmak kötü olurdu. Birçok olaya eş zamanlı odak ayırırken bu tarz karışımlar olmasın diye genelde her yazdığım içeriği yazdıktan sonra bir kere okuyup teyit ederim. Ama sayısal verilerin gözden kaçması daha kolay oluyor. Aslında çinko kullanımına karşı bir ön yargı var ise bunda çinkonun genelde "zehirlenme" ile birlikte anılması etkili oluyordur. Yine de eksikliği de yavaş gelişen ve geç fark edilen bir iz element, dengesi önemli.

Aslında takviyelere karşı değilim. Çoğu konuda "o" veya "bu" diye kesin sınırlarım yoktur. Sadece besin maddelerinin biyoyararlılıkları söz konusu olduğunda doğal besinleri tercih ederim - tavsiye ederim. Doğal içerikli herhangi bir besin takviyesi olmadığı için eğer şahsi olarak konuşursam takviye ürünler ikinci adımdır. Mineral konusunda katılıyorum, dışarıdan destek şart dediğiniz gibi. Mesela eğer üretim sürecinde oranı ayarlanamıyorsa kalsiyum+fosfor vb minerallerin dışarıdan sentetik takviye kullanımından bahsedebilirim. Bu konu altında yazdığım şeyler çinko özelindeki yorumlarım çünkü birkaç kere laf içinde dediğim gibi, regülasyonu hızlı bozulabilecek bir mineral. Risk almama refleksiyle bu mineral için takviyeyi 2. adım olarak tutma taraftarıyım. Ama bu söylemlerim de her kuş için genellemez yargılar.

Aslında bazen söylemlerimde teorik gerçeklik bazen sahaya uygunluk gözetmeye çalışıyorum. Kısır bir beslenme malesef çok yaygın. Zaten konu sahibinin de böyle bir hatası varsa yalnızca çinko değil birçok eksikliği bir süre takviye ile + beslenmeyi optimize ederek doğal besinlerle karşılaması gerekir. Ancak yumurta verilmesi yaygın diye düşünüyorum, hatta kimi kuş sahibi gerektiğinden de fazla veriyor. Elbette yumurtanın tek başına tamamen karşılayacağı besin maddeleri sınırlı ama bazı temel ihtiyaçları karşılar en azından.

Aslında bu ve benzeri konular için ilk refleks olarak kuşların neler ile beslendiğini öğrenilirse belki de çok daha iyi yönlendirmeler yapılabilir.
 
Aslında çinko kullanımına karşı bir ön yargı var ise bunda çinkonun genelde "zehirlenme" ile birlikte anılması etkili oluyordur.
Genel olarak söylediklerimi yanlış anlamışsınız aslında. Ben çinkoya karşı ön yargı var demiyorum. Sizin o uyarınızın okunup internette yayılma ihtimalinden bahsediyorum. Mesela yavru gelişiminin kötü olmasının temelinde çinko eksikliği yatar. Kuş sahiplerinin sizin uyarınız üzerine kullanmaya korkmasının sonuçlarının aynen ıspanak örneğindeki gibi sonuçlanabileceğinden endişe edip bu tarz uyarılarda dikkatli olunması gerektiğini vurgulamıştım.

Ayrıca yumurta konusundaki örneğim insanlar açısındandı. İnsanlarda kolestrol'ü yükselttiği konusunda yanlış bilginin geçmişte yayılmış olması hala insanları yumurtadan korkutuyor demek istemiştim.
Aslında bir çok takviye sadece üreme dönemi veya sadece tüy değişiminde verilmesi gerektiği de yanılgıdır. Örneğin B vitaminleri depolanmaz ve sürekli alınması gerekir. 9 farklı B vitamini var ve verdiğimiz yemler hepsini optimum miktarda karşılamaz maalesef. Zira verdiğimiz yemlerde ne kadar B vitamini olduğu da muammadır. Dolayısıyla haftada 2-3 kez az da olsa B vitamini takviyesi yapmak önemlidir. İyot mesela hangi doğal diyeti uygularsanız uygulayın kuşlar çok yüksek ihtimalle iyot eksikliği yaşar. Çünkü doğal ürünler eskiden daha besleyiciydi şuan daha az besleyici maalesef. Dolayısıyla belli bir düzende rutin olarak takviyeler kullanılmalıdır. ( Kaliteli olmak kaydıyla tabi. ) Ve genel olarak şöyle bir yanılgı da var : Takviyelerin sentetik olduğu ve kuşlara zarar verme ihtimali.. Bir çok insan bu yanılgıyı yaşıyor. Ama kaliteli takviyeler, doz aşılmadığı sürece doğal ürünlerin verdiği zarardan daha az zarar verir karaciğere vs. Canlılar yediklerini sindirip besin öğelerini sindirmeye çalışırken yoruldukları kadar takviyeleri sindirirken yorulmazlar.
Kuşlara yumurta verilmesi konusuna gelirsek. Mutlaka verilmelidir. Yumurta bir çok besin öğesini içerir. Yumurtanın içindeki besinlerle yetinerek bir canlı vücut buluyor sonuçta. Demekki çok değerli bir besin ve sıkça verilmesinde sakınca yok.az pişmiş, bozuk veya sebzelerle karıştırılarak verilmediği sürece.

Neyse tekrar katkınız için teşekkürler, en azından beslenme hususunda bir değerlendirme yapmış olduk.
 
Böyle bir yanlış yönlendirmeye sebep olmak kötü olurdu. Birçok olaya eş zamanlı odak ayırırken bu tarz karışımlar olmasın diye genelde her yazdığım içeriği yazdıktan sonra bir kere okuyup teyit ederim. Ama sayısal verilerin gözden kaçması daha kolay oluyor. Aslında çinko kullanımına karşı bir ön yargı var ise bunda çinkonun genelde "zehirlenme" ile birlikte anılması etkili oluyordur. Yine de eksikliği de yavaş gelişen ve geç fark edilen bir iz element, dengesi önemli.

Aslında takviyelere karşı değilim. Çoğu konuda "o" veya "bu" diye kesin sınırlarım yoktur. Sadece besin maddelerinin biyoyararlılıkları söz konusu olduğunda doğal besinleri tercih ederim - tavsiye ederim. Doğal içerikli herhangi bir besin takviyesi olmadığı için eğer şahsi olarak konuşursam takviye ürünler ikinci adımdır. Mineral konusunda katılıyorum, dışarıdan destek şart dediğiniz gibi. Mesela eğer üretim sürecinde oranı ayarlanamıyorsa kalsiyum+fosfor vb minerallerin dışarıdan sentetik takviye kullanımından bahsedebilirim. Bu konu altında yazdığım şeyler çinko özelindeki yorumlarım çünkü birkaç kere laf içinde dediğim gibi, regülasyonu hızlı bozulabilecek bir mineral. Risk almama refleksiyle bu mineral için takviyeyi 2. adım olarak tutma taraftarıyım. Ama bu söylemlerim de her kuş için genellemez yargılar.

Aslında bazen söylemlerimde teorik gerçeklik bazen sahaya uygunluk gözetmeye çalışıyorum. Kısır bir beslenme malesef çok yaygın. Zaten konu sahibinin de böyle bir hatası varsa yalnızca çinko değil birçok eksikliği bir süre takviye ile + beslenmeyi optimize ederek doğal besinlerle karşılaması gerekir. Ancak yumurta verilmesi yaygın diye düşünüyorum, hatta kimi kuş sahibi gerektiğinden de fazla veriyor. Elbette yumurtanın tek başına tamamen karşılayacağı besin maddeleri sınırlı ama bazı temel ihtiyaçları karşılar en azından.

Aslında bu ve benzeri konular için ilk refleks olarak kuşların neler ile beslendiğini öğrenilirse belki de çok daha iyi yönlendirmeler yapılabilir.
Veterinerlik mi okuyorsun
 
Ayrıca yumurta konusundaki örneğim insanlar açısındandı. İnsanlarda kolestrol'ü yükselttiği konusunda yanlış bilginin geçmişte yayılmış olması hala insanları yumurtadan korkutuyor demek istemiştim.
Yumurtayı ben "kaç kuş sahibi ceviz veriyor" demeniz üzerine yazdım aslında. Temel yağ asitleri veya bazı mineraller için ceviz tüketimi olması elbette iyi olur. Ama evet, pek kişi vermez. Ancak yumurta verilmesi yaygındır ve en azından kuşların bazı ihtiyaçları karşılanabilir. Demek istediğim buydu.

Ama kaliteli takviyeler, doz aşılmadığı sürece doğal ürünlerin verdiği zarardan daha az zarar verir karaciğere vs. Canlılar yediklerini sindirip besin öğelerini sindirmeye çalışırken yoruldukları kadar takviyeleri sindirirken yorulmazlar.
Bu kısmımda galiba tamamen farklı fikirlerdeyiz. Ancak demek istediniz şeyi anladım. Genel olarak kastettiğiniz şeyleri, daha sınırlı veya daha dengeli olacak şekilde, uygulanması taraftarıyım. Beslenme mevzubahisken kuş sahipleri arasında hâlâ çok eksik bakış açıları var.

Bu arada söylediğiniz bu alıntıladığım kısım için kaynak veya bir araştırma yazısı var mı? Varsa paylaşabilir misiniz.

Veterinerlik mi okuyorsun
Hayır
 
Bu arada söylediğiniz bu alıntıladığım kısım için kaynak veya bir araştırma yazısı var mı?
En basitinden yapay zekanın bu konudaki yorumu sizi tatmin edecektir sanırım :

"Kısa cevap: Evet, kaliteli vitamin–mineral takviyeleri doğru dozda verildiğinde çoğu vitamini yiyeceklerden daha kolay ve daha öngörülebilir şekilde emdirir.
Ama bunun önemli şartları ve istisnaları var. Senin kuş tecrübenle uyumlu olacak şekilde net anlatayım.
1️⃣ Neden takviyeler daha kolay emilir?
🔹 Form avantajı
Kaliteli kuş vitaminlerinde:
Vitaminler aktif veya biyoyararlanımı yüksek formda olur
Örn:
A vitamini → retinol / retinil ester
D3 → kolekalsiferol
E → doğal tokoferoller
Mineraller:
Şelatlı (organik) formlar → emilim daha yüksek
Yiyeceklerde ise:
Vitamin bağlı formda olabilir
Sindirimle açığa çıkması gerekir
Kuşun sindirim durumu çok belirleyicidir
➡️ Bu yüzden takviye = daha hızlı ve daha net emilim
2️⃣ Kuşlara özgü önemli bir avantaj
Kuşların:
Metabolizması çok hızlı
Barsak geçiş süresi kısa
Depolama kapasitesi (özellikle suda çözünen vitaminler) sınırlı
Bu nedenle:
Yiyecekten alınan vitaminlerin bir kısmı emilmeden atılabilir
Takviyelerde ise:
Vitamin doğrudan emilir
Zamanlama ve doz kontrol edilebilir" Yapay zeka alıntısıdır.
 
Canlılarda sindirim bir külfettir. Basit bir metabolizma süreci değildir. Yediğimiz ve bize çok lezzetli gelen şeyler besin değeri yüksek, doğal ve sağlıklı bile olsa vücut o besinlerden faydalanmak için çok çaba sarfeder. Karaciğere yüktür, böbreğe yüktür, bağırsaklara yüktür vs vs...

"Doğal meyveyi yedim tamam çok mutluyum kaptım vitaminleri" demekle bitmiyor olay. Sindirim ağızda başlar ve önce çiğnemek için enerji harcarız, sonra midede sindirim enzimleri ve asit salgılanarak parçalamaya çalışırız yediklerimizi, sonra ince bağırsağa geçer ve en karmaşık kısım burda başlar, mesela pankreas bicarbonat salgılamak zorundadır mideden bağısağa geçen asidi nötirelize edebilmek için, safra sindirim enzimleri salgılar, enzim olmadan yediklerimizden faydalanamaz veya çok az faydalanırız. Sonra vücudun Meyvedeki şekeri absorbe etmesi gerekir, şeker vücut için hem bir ihtiyaç hem de büyük bir yüktür. Mesela Şeker hastılıkları ve insülin direncinin bu kadar yaygın görülmesinin müsebbibi aldığımız vitamin takviyeleri değil yediklerimizdir. Mesela ekmek; ekmeğe doğal değil diyebilir misiniz? Doğal olduğu halde vücuda bir çok zarar veren bir yiyecektir. Hadi işleniyor sadece unu kullanılıyor vs diyelim de ekmek yerine direk buğday yiyelim. ekmek yerine direk buğday yesek bile ekmek kadar olmasa da yine zararlıdır. Hele mısır bir takım faydaları olsa da buğdaydan çok daha öte zararlıdır. Ama doğaldır.
Takviyeler de karaciğeri ve böbrekleri yorar evet. Ama kaliteli takviyeler doz aşılmadığı sürece doğal besinler kadar yormaz.

Yani kısacası doğal = mükemmel değildir. Tabiki işlenmiş gıda tüketmek yerine doğal haliyle tüketmek daha iyidir ama bu doğal olanın mükemmel olduğuyla alakalı değildir. İşkenmiş paketlenöiş yiyeceklerin daha kötü olmasıyla alakalıdır.

Bazen bilimin ürettiği sentetik takviye veya ilaçlar doğal üeünlerden çok daha fazla faydalı, işlevsel ve cücuda yük bindirmeyen yapıda olabiliyor. Mesela; Çok değil 200 yıl önce insan yaş ortalaması 40 civarı iken şuan 70 civarı. Bu duruma gelinmesi; tıbbın ve sizin" sentetik" diye ötelediğiniz ilaç ve takviyelerin sayesindedir. Çok da doğalcı olmamak gerekir. Örneğin Kekik doğaldır anti mikrobiyol ve antifungal özellikler taşır evet. Çok da faydalıdır yeri geldiğinde kullanılmalıdır da. Ama sürekli kullanın da sonucunu görün veya tek seferde vücudun tolere edebileceği dozu aşın yine sonucu görün.
Kuşlar içinde benzer bir süreç söz konusu olduğu için. Takviyelerden optimum faudalanmaya çalışmak akıllıcadır. Aksini düşünürsek probiyotik bile kullanmamamız gerekir. Ki probiyotikler son yüz yılın mucizesidir bana göre.
Yani çok da doğalcı olmamak gerekir :)
 
Son düzenleme:
En basitinden yapay zekanın bu konudaki yorumu sizi tatmin edecektir sanırım :
Aslında hayır, yapay zeka yanıtları genelde tatmin edici olmuyor. Çünkü siz sorduğunuzda verdiği yanıt ile örneğin ben sorduğumda verdiği yanıt farklılık gösterecektir. Aslında dilerseniz kullandığınız ifadeyi soru şeklinde yazarak nasıl bir yanıt oluşturduğunu sizinle paylaşabilirim. Bu durumdan ötürü, eğer yapılmış bir çalışmanın raporunu varsa zevkle okurum. Daha rasyonel veri sunabiliyor.

Canlılarda sindirim bir külfettir. Basit bir metabolizma süreci değildir. Yediğimiz ve bize çok lezzetli gelen şeyler besin değeri yüksek, doğal ve sağlıklı bile olsa vücut o besinlerden faydalanmak için çok çaba sarfeder. Karaciğere yüktür, böbreğe yüktür, bağırsaklara yüktür vs vs...

"Doğal meyveyi yedim tamam çok mutluyum kaptım vitaminleri" demekle bitmiyor olay. Sindirim ağızda başlar ve önce çiğnemek için enerji harcarız, sonra midede sindirim enzimleri ve asit salgılanarak parçalamaya çalışırız yediklerimizi, sonra ince bağırsağa geçer ve en karmaşık kısım burda başlar, mesela pankreas bicarbonat salgılamak zorundadır mideden bağısağa geçen asidi nötirelize edebilmek için, safra sindirim enzimleri salgılar, enzim olmadan yediklerimizden faydalanamaz veya çok az faydalanırız. Sonra vücudun Meyvedeki şekeri absorbe etmesi gerekir, şeker vücut için hem bir ihtiyaç hem de büyük bir yüktür. Mesela Şeker hastılıkları ve insülin direncinin bu kadar yaygın görülmesinin müsebbibi aldığımız vitamin takviyeleri değil yediklerimizdir. Mesela ekmek; ekmeğe doğal değil diyebilir misiniz? Doğal olduğu halde vücuda bir çok zarar veren bir yiyecektir. Hadi işleniyor sadece unu kullanılıyor vs diyelim de ekmek yerine direk buğday yiyelim. ekmek yerine direk buğday yesek bile ekmek kadar olmasa da yine zararlıdır. Hele mısır bir takım faydaları olsa da buğdaydan çok daha öte zararlıdır. Ama doğaldır.
Takviyeler de karaciğeri ve böbrekleri yorar evet. Ama kaliteli takviyeler doz aşılmadığı sürece doğal besinler kadar yormaz.

Yani kısacası doğal = mükemmel değildir. Tabiki işlenmiş gıda tüketmek yerine doğal haliyle tüketmek daha iyidir ama bu doğal olanın mükemmel olduğuyla alakalı değildir. İşkenmiş paketlenöiş yiyeceklerin daha kötü olmasıyla alakalıdır.

Bazen bilimin ürettiği sentetik takviye veya ilaçlar doğal üeünlerden çok daha fazla faydalı, işlevsel ve cücuda yük bindirmeyen yapıda olabiliyor. Mesela; Çok değil 200 yıl önce insan yaş ortalaması 40 civarı iken şuan 70 civarı. Bu duruma gelinmesi; tıbbın ve sizin" sentetik" diye ötelediğiniz ilaç ve takviyelerin sayesindedir. Çok da doğalcı olmamak gerekir. Örneğin Kekik doğaldır anti mikrobiyol ve antifungal özellikler taşır evet. Çok da faydalıdır yeri geldiğinde kullanılmalıdır da. Ama sürekli kullanın da sonucunu görün veya tek seferde vücudun tolere edebileceği dozu aşın yine sonucu görün.
Kuşlar içinde benzer bir süreç söz konusu olduğu için. Takviyelerden optimum faudalanmaya çalışmak akıllıcadır. Aksini düşünürsek probiyotik bile kullanmamamız gerekir. Ki probiyotikler son yüz yılın mucizesidir bana göre.
Yani çok da doğalcı olmamak gerekir :)
Çok genelleme ifadeler içerdiğini düşünüyorum. Takviyelerin avantajlı olduğu yanlar olsa da anladığım kadarıyla siz genel olarak hızlı emilim, kolay sindirim olduğunda kuşlar adına doğaldan daha ideal olduğu fikrindesiniz (yanlışım varsa düzeltin lütfen). Ama biyokimyasal süreçlerin bu kadara genellemeye uyacağı düşüncesinde olmadığım için konu bazında bazı çelişen fikirlerim var.

Örneğin sindirim süreci evet, çok daha hızlı yaşanır. Hatta bu durum kimi anlarda avantajdır canlı için. Ama "sindirim = yük" bakışı biyolojik sistemler bazında çalışmayabilir. Bağırsak hattı için hızlı sindirim ve emilim daha az çalışma anlamına gelse de o maddeler kana geçtiğinde yaşanan fizyolojik süreçte çoğu zaman yavaş ve kademeli emilim ve kompleks matriks daha idealdir, doğal besin bunu sağlar. Ve bu, günün sonunda kuşu kümülatif stresten korur.

Ve eğer genelleme yapılacaksa işin için takviyedeki besin maddesinin formu, sinerji durumu ve temel rasyonu da giriyor. Küçük hacimli ve yüksek biyoyararlılıklı şeylerin karaciğer için ideal olduğunu söylemek zor olur. Şu da bir gerçek, takviyelerin sentetik olma sebebi "organik < sentetik" bağlamı değil organik besin takviyelerinin stabilitesinin ve ömrünün kısa oluşu, hammaddenin maliyeti. Bu da ticari ürünlerde hedeflenen - olması gereken - şeyi baltalayan bir durum.

Bu arada kendi yazıma bir satır arası gireyim: İlaç süreci çok farklı bir boyut olduğu için burada yazdığım hiçbir yorumum ilaçlar özelinde değil. İnsan yaşam süresi adına söyleminizde "sentetik diye ötelediğimiz ilaçlar sayesinde" ifadesini kullanmışsınız, onun için belirtme gereği duydum. Yalnız ilaçlar değil tıp dünyasının sunduğu her türlü teknoloji, özellikle cerrahi düzeydeki işlemler o kadar gelişti ki insan ömründe bu durum açıkça fark ediliyor. Elbette sadece ilaç vb. tıp alanları değil kanalizasyon sisteminden tutun gıda güvenliğine kadarki birçok sürecin bu gelişmeye etkisi olmuştur.

Konuya dönersem: Takviyelerde doz önemli ve sizin birçok kere bu noktaya değindiğinizi gördüm. Ama eğer gerçek hayata uygunluktan da bahsediyorsak birçok kere dozu aşılan vitaminler, gereksiz kullanılan amino asit destekleri veya benzer durumlarla karşılaşmışsınızdır. Nasıl ki herkes kuşlarının beslenmesini doğal besin ile çeşitlendirmiyor, takviye kullanımında da dozu aşıp kuşa zarar verme durumunu da çok kişi bilmeden yaşıyor. İşte bu yüzden net sınırlar çizen "o"cu veya "bu"cu değilim. Beslenmede denge lazım, ideal olandan önce uygulanabilir bir doğruluk sağlaması adına. Bu noktada şahsi görüşüm olarak, temel rasyonda doğal olanın verileceği ancak dönemsel artan ihtiyaçların yoğunlaştırılmış takviye formu ile karşılaşılacağı karma bir beslenme sistemini genel olarak daha destekleme taraftarıyım.

Umarım bu yazılarımda olumsuz bir tartışma izlenimi yoktur. Çünkü genelde hiçbir konuşmada niyetim bu olmaz. Yalnızca özellikle fizyoloji ve beslenme sistemleri hakkında bu şekilde farklı görüşlerin çatışması oldukça ilgi çekici gelir. Sizlerin beslenme konusundaki fikrini okumak zevkliydi.
 
Son düzenleme:
Şuanda hem sizin hem benim yazdıklarımı okuyunca temel görüş farklılığının "fizyolojik yük nerede başlıyor" noktasında kitlendiği fikrine vardım. Siz fizyolojiyi fazla mekanik okuyorsunuz. Benim söylemimde ise kabul ediyorum uygulanabilirlilik her zaman ön planda olmuyor. Kuşların fizyolojileri özelinde kesinlikle çok daha fazla akademik araştırma yapılmasına ihtiyaç var.
 
Gereksiz uzatıyorsunuz konuyu @Nur nvr

Kendinizi ifade edebilme çabası içindesiniz anlaşılan.

Selçuk bey ile siz aslında aynı şeyi söylüyorsunuz ama neden konu bu kadar uzadı ki. Selçuk bey de zaten doğallığa karşı değil,doğal ürünlerden yeteri kadar faydalanabilmek her zaman mümkün değil ve bu yüzden takviye alınması gerekli,Selçuk bey de bu görüşte,ben de bu görüşteyim. Açıkçası bu bir görüş değil bu bir gerçek. Biz de bunu kabul ediyoruz sadece ,olan bu.
Eski meyveler ile şimdili meyveler arasında aynı oranda şeker yok mesela,şimdiki meyvelerde daha fazla şeker olduğu ve şimdiki dönem meyve yemenin faydadan çok zarar olduğu hakkında konuşan doktorlar var.
Bunun temelindeki neden,gıda üretimi şartlarında değişimlerin olması. Ve kuşlar da dahil bizlerin,takviye alması lazım dışarıdan,artık takviyesiz beslenerek gereken yeteri kadar faydayı alabilmek zorlaştı.
Örneğin d vitamini hapıdır bilmem neyidir almak zorundayız artık,Türkiye konumu gereği..
Kuşlarda bu konu daha da önemli. Çünkü sadece yem ve su vermekle o iş bitmez. Tohumda yeterli fayda yok. Takviye şart. Ee bunun için de birsürü takviye kullanmak gerekiyor. Multivitamin ve multimineral vb takviyeler verilmesi lazım kuşlara doğru dozaj ve program ile.
Tabi denge gerekli.
 
Gereksiz uzatıyorsunuz konuyu @Nur nvr

Kendinizi ifade edebilme çabası içindesiniz anlaşılan.

Selçuk bey ile siz aslında aynı şeyi söylüyorsunuz ama neden konu bu kadar uzadı ki. Selçuk bey de zaten doğallığa karşı değil,doğal ürünlerden yeteri kadar faydalanabilmek her zaman mümkün değil ve bu yüzden takviye alınması gerekli,Selçuk bey de bu görüşte,ben de bu görüşteyim. Açıkçası bu bir görüş değil bu bir gerçek. Biz de bunu kabul ediyoruz sadece ,olan bu.
Eski meyveler ile şimdili meyveler arasında aynı oranda şeker yok mesela,şimdiki meyvelerde daha fazla şeker olduğu ve şimdiki dönem meyve yemenin faydadan çok zarar olduğu hakkında konuşan doktorlar var.
Bunun temelindeki neden,gıda üretimi şartlarında değişimlerin olması. Ve kuşlar da dahil bizlerin,takviye alması lazım dışarıdan,artık takviyesiz beslenerek gereken yeteri kadar faydayı alabilmek zorlaştı.
Örneğin d vitamini hapıdır bilmem neyidir almak zorundayız artık,Türkiye konumu gereği..
Kuşlarda bu konu daha da önemli. Çünkü sadece yem ve su vermekle o iş bitmez. Tohumda yeterli fayda yok. Takviye şart. Ee bunun için de birsürü takviye kullanmak gerekiyor. Multivitamin ve multimineral vb takviyeler verilmesi lazım kuşlara doğru dozaj ve program ile.
Tabi denge gerekli.
Konunun uzatılacak veya uzatılmaması gereken bir tarafı olduğu düşüncesiyle yazmıyorum cevaplarımı. Ve aslında evet, kendimi ifade etme çabasındayım. Bu normal değil mi 🙂. Ortaya koyduğum görüşü iyi ifade etmeye çalışıyorum. Selçuk beyin de kendi referans aldığı fikri anlamak ve yorumlamak için sohbeti sürdürüyordum ancak sizin adınıza bu rahatsız edici bir ortam oluşturmuş galiba.
 
Araştırmalar var zaten. Tohumun içeriğinin düşük olduğu.. Evlerde beslenen evcil hayvanların ekstra takviye alması zorunlu.
Artık bunu pelet yemle mi karşılarlar yoksa suya katılan takviyeler ile mi karşılarlar burası çok mühim değil,mühim olan o takviyelerin kullanılması mutlaka.
 
Konunun uzatılacak veya uzatılmaması gereken bir tarafı olduğu düşüncesiyle yazmıyorum cevaplarımı. Ve aslında evet, kendimi ifade etme çabasındayım. Bu normal değil mi 🙂. Ortaya koyduğum görüşü iyi ifade etmeye çalışıyorum. Selçuk beyin de kendi referans aldığı fikri anlamak ve yorumlamak için sohbeti sürdürüyordum ancak sizin adınıza bu rahatsız edici bir ortam oluşturmuş galiba.
Siz teknik dille konuşuyorsunuz, herkesin anlayacağı şekilde ve net delillerle (bilimsel araştırma sonuçlarını kaynak atarak) konuşursanız bu daha faydalı olur.
 
Araştırmalar var zaten. Tohumun içeriğinin düşük olduğu.. Evlerde beslenen evcil hayvanların ekstra takviye alması zorunlu.
Artık bunu pelet yemle mi karşılarlar yoksa suya katılan takviyeler ile mi karşılarlar burası çok mühim değil,mühim olan o takviyelerin kullanılması mutlaka.
Aslında benim odaklandığım taraf bu söylediklerinizin ikinci fazı, kuşta işleyen metabolik ve fizyolojik süreçler. Elbette normal bir kuş besleyeni ilgilendirmez çünkü net bir veri, "şuan onu kullan, bunu ver" çıkarımı yok. Ama konuşan buraya doğru evrildiği için ben de bu düzlemde birşeylerden bahsetmeye başladım.

Siz teknik dille konuşuyorsunuz, herkesin anlayacağı şekilde ve net delillerle (bilimsel araştırma sonuçlarını kaynak atarak) konuşursanız bu daha faydalı olur.
Konu kaynak sunmaya pek müsait değil. Çünkü spesifik araştırma sonucu değil, kendi okuduklarımın zihinsel haritası. İronik olan şey istesem de kaynak sunamam, avian alanında bu kadar detaylı veri verecek çalışmalar yok.
 
Canlılarda sindirim bir külfettir. Basit bir metabolizma süreci değildir. Yediğimiz ve bize çok lezzetli gelen şeyler besin değeri yüksek, doğal ve sağlıklı bile olsa vücut o besinlerden faydalanmak için çok çaba sarfeder. Karaciğere yüktür, böbreğe yüktür, bağırsaklara yüktür vs vs...

"Doğal meyveyi yedim tamam çok mutluyum kaptım vitaminleri" demekle bitmiyor olay. Sindirim ağızda başlar ve önce çiğnemek için enerji harcarız, sonra midede sindirim enzimleri ve asit salgılanarak parçalamaya çalışırız yediklerimizi, sonra ince bağırsağa geçer ve en karmaşık kısım burda başlar, mesela pankreas bicarbonat salgılamak zorundadır mideden bağısağa geçen asidi nötirelize edebilmek için, safra sindirim enzimleri salgılar, enzim olmadan yediklerimizden faydalanamaz veya çok az faydalanırız. Sonra vücudun Meyvedeki şekeri absorbe etmesi gerekir, şeker vücut için hem bir ihtiyaç hem de büyük bir yüktür. Mesela Şeker hastılıkları ve insülin direncinin bu kadar yaygın görülmesinin müsebbibi aldığımız vitamin takviyeleri değil yediklerimizdir. Mesela ekmek; ekmeğe doğal değil diyebilir misiniz? Doğal olduğu halde vücuda bir çok zarar veren bir yiyecektir. Hadi işleniyor sadece unu kullanılıyor vs diyelim de ekmek yerine direk buğday yiyelim. ekmek yerine direk buğday yesek bile ekmek kadar olmasa da yine zararlıdır. Hele mısır bir takım faydaları olsa da buğdaydan çok daha öte zararlıdır. Ama doğaldır.
Takviyeler de karaciğeri ve böbrekleri yorar evet. Ama kaliteli takviyeler doz aşılmadığı sürece doğal besinler kadar yormaz.

Yani kısacası doğal = mükemmel değildir. Tabiki işlenmiş gıda tüketmek yerine doğal haliyle tüketmek daha iyidir ama bu doğal olanın mükemmel olduğuyla alakalı değildir. İşkenmiş paketlenöiş yiyeceklerin daha kötü olmasıyla alakalıdır.

Bazen bilimin ürettiği sentetik takviye veya ilaçlar doğal üeünlerden çok daha fazla faydalı, işlevsel ve cücuda yük bindirmeyen yapıda olabiliyor. Mesela; Çok değil 200 yıl önce insan yaş ortalaması 40 civarı iken şuan 70 civarı. Bu duruma gelinmesi; tıbbın ve sizin" sentetik" diye ötelediğiniz ilaç ve takviyelerin sayesindedir. Çok da doğalcı olmamak gerekir. Örneğin Kekik doğaldır anti mikrobiyol ve antifungal özellikler taşır evet. Çok da faydalıdır yeri geldiğinde kullanılmalıdır da. Ama sürekli kullanın da sonucunu görün veya tek seferde vücudun tolere edebileceği dozu aşın yine sonucu görün.
Kuşlar içinde benzer bir süreç söz konusu olduğu için. Takviyelerden optimum faudalanmaya çalışmak akıllıcadır. Aksini düşünürsek probiyotik bile kullanmamamız gerekir. Ki probiyotikler son yüz yılın mucizesidir bana göre.
Yani çok da doğalcı olmamak gerekir :)
İyi günler 6 damlada olsa belirttiğiniz şurubu 3 gündür kullanmaya devam ediyorum, aşağı yavruların resmini koydum, ortalama 24 günlük oldular, gerçekten anormal bir bücürlük mü var? Yoksa tüyler olmadığı için mi bana öyle geliyor bilemedim, bugün iğne tüyler de sırtta sanki hafif belirmeye başladı umarım böyle devam eder, yolma sanki hafif azalıyor gibi geldi, tabi daha kesin söylenemez ama sizin yorumunuz nedir fotoğrafa göre teşekkürler şimdiden🙏

Bu arada şurubun içinde çinko dışında demir ve propolis gibi maddelerinde olduğunu belirtmek isterim🙂

 
Son düzenleme:
İyi günler 6 damlada olsa belirttiğiniz şurubu 3 gündür kullanmaya devam ediyorum, aşağı yavruların resmini koydum, ortalama 24 günlük oldular, gerçekten anormal bir bücürlük mü var? Yoksa tüyler olmadığı için mi bana öyle geliyor bilemedim, bugün iğne tüyler de sırtta sanki hafif belirmeye başladı umarım böyle devam eder, yolma sanki hafif azalıyor gibi geldi, tabi daha kesin söylenemez ama sizin yorumunuz nedir fotoğrafa göre teşekkürler şimdiden🙏

Bu arada şurubun içinde çinko dışında demir ve propolis gibi maddelerinde olduğunu belirtmek isterim🙂

Bu arada konu sizindi ama baya bir müdahil oldum. Umarım yavrularınızın gelişmeleri sorunsuz ilerler. Anaçlardan ayrıldıktan sonra tüylenme kısa sürede başlayacaktır ama tamamlanması birkaç hafta sürer. O süreye kadar çirkin ördek yavrusundan pel farksız olmuyorlar.
 
Bu arada konu sizindi ama baya bir müdahil oldum. Umarım yavrularınızın gelişmeleri sorunsuz ilerler. Anaçlardan ayrıldıktan sonra tüylenme kısa sürede başlayacaktır ama tamamlanması birkaç hafta sürer. O süreye kadar çirkin ördek yavrusundan pel farksız olmuyorlar.
Teşekkürler problem değil, evet tüysüz görüntü pek hoş olmuyor ama sağlıklı şekilde yeme düşebilsinler yeterki🙏
 
İyi günler 6 damlada olsa belirttiğiniz şurubu 3 gündür kullanmaya devam ediyorum, aşağı yavruların resmini koydum, ortalama 24 günlük oldular, gerçekten anormal bir bücürlük mü var? Yoksa tüyler olmadığı için mi bana öyle geliyor bilemedim, bugün iğne tüyler de sırtta sanki hafif belirmeye başladı umarım böyle devam eder, yolma sanki hafif azalıyor gibi geldi, tabi daha kesin söylenemez ama sizin yorumunuz nedir fotoğrafa göre teşekkürler şimdiden🙏

Bu arada şurubun içinde çinko dışında demir ve propolis gibi maddelerinde olduğunu belirtmek isterim🙂

Tüyleri olmadığı için mi bana öyle geliyor bilmiyorum ama yavrularda gelişim geriliği görüyorum ben. Kullandığınız damla bizim nur hanımla konuştuğumuz şuruba oranla aşağı tukarı 50 kat az çinko içeriyor. Artı olarak demir de içermesi güzel. Şuan siz suluğa 20 damla bile katsanız sıkıntı yaratmaz. 6 damla çok az kalıyor bana göre. 10-12 damla ve her gün verin. %90 yolma sorunu çözülecektir. Gelişim sorununu da atlatacaktır yavrular.
3 gün yarım suluğa 10 damla katarak verin ve tüy yolmanın geçip geçmediğini yazın çok merak ettim.
 
Çok genelleme ifadeler içerdiğini düşünüyorum. Takviyelerin avantajlı olduğu yanlar olsa da anladığım kadarıyla siz genel olarak hızlı emilim, kolay sindirim olduğunda kuşlar adına doğaldan daha ideal olduğu fikrindesiniz (yanlışım varsa düzeltin lütfen)
Evet genel ifadeler kullandım çünkü çok detaya girip sayfalarca yazmak istemedim. Mesela ben kuşlarıma ağırlıklı olarak rasyon ( pelet ) yem kullanıyorum ama %20 civarı tohum eklemesi de yapıyorum mevsime ve duruma göre tohum miktarlarını ayarlayarak. Pelet yemler direk tohum vermeye kıyasla biraz daha yapaydır. Pişiriliyor işleniyor ek vitamin, omega 3 vs sınradan katılıyor sonuçta. Ama piştiği için sindirebilirliği hem artıyor hem kolaylaşıyor. Ayrıca daha dengeli beslenmelerini sağlıyor ortalama süreçte. Doğalcı olup tohumla mı devam etmeliyim sizce? Tabiki mantıklı olmaz dimi? Kuşlarıma olumlu yansıdığını gördüğüm sürece rasyondan vazgeçmem neden vazgeçeyim...

Beautibird hocamın da dediği gibi aynı kulağı farklı ellerle tutuyor gibiyim. Ben hap çıkarılsın kuşlara hap verelim beslenmeleri o şekilde olsun demiyorum zaten. Tohumla veya peletle beslersin eğer tohumla besliyorsan arada takviyeler yaparsın. Özellikle de probiyotik takviyesini aksatmadan belli bir rutinde yaparsın olay biter. Ayrıca B kompleks vitamini gibi vitaminler depolanmadığı için takviyenin yine rutin olarak yapılması gerektiğimi söylüyorum. Yavaş da emilse hızlı da emilse takviye yapılmalıdır diyorum.

Yalnız ilaçlar değil tıp dünyasının sunduğu her türlü teknoloji, özellikle cerrahi düzeydeki işlemler o kadar gelişti ki insan ömründe bu durum açıkça fark ediliyor. Elbette sadece ilaç vb. tıp alanları değil kanalizasyon sisteminden tutun gıda güvenliğine kadarki birçok sürecin bu gelişmeye etkisi olmuştur.
Ben sadece ilaçlar sağladı demiyorum zaten ama ilaçların önemli bir payı var. Geçmişte sıtmadan vs ölen insan sayısı çok fazlaydı şuan bir antibiyotikle çözüyoruz olayı. Mesela insülini taklit eden bir maddenin üretilmiş olması birçok şeker hastasına deva oldu. Kullanılan insülinler doğal mı? Hayır sentetik. İhtiyacınız olsa kullanmaz mısınız? Hayır ben zeytin yağrağıyla idare etmeye çalışırım demezsiniz dimi? Tabiki kullanırsınız haklı olarak. Ama keşke insüline gerek kalmadan hastalığı yenme imkanımız olsaydı o apayrı bir konu.
Ama eğer gerçek hayata uygunluktan da bahsediyorsak birçok kere dozu aşılan vitaminler, gereksiz kullanılan amino asit destekleri veya benzer durumlarla karşılaşmışsınızdır. Nasıl ki herkes kuşlarının beslenmesini doğal besin ile çeşitlendirmiyor, takviye kullanımında da dozu aşıp kuşa zarar verme durumunu da çok kişi bilmeden yaşıyor.
Bazıları böyle yapıyor diye takviye kullanılmamalı diyemeyiz dimi? Bende doğal bealenmeyelim demiyorum hapla da beslenmiyorum sonuçta..

. Bu noktada şahsi görüşüm olarak, temel rasyonda doğal olanın verileceği ancak dönemsel artan ihtiyaçların yoğunlaştırılmış takviye formu ile karşılaşılacağı karma bir beslenme sistemini genel olarak daha destekleme taraftarıyım.
İki gündür söylemeye çalıştığım bu zaten.

Umarım bu yazılarımda olumsuz bir tartışma izlenimi yoktur. Çünkü genelde hiçbir konuşmada niyetim bu olmaz. Yalnızca özellikle fizyoloji ve beslenme sistemleri hakkında bu şekilde farklı görüşlerin çatışması oldukça ilgi çekici gelir. Sizlerin beslenme konusundaki fikrini okumak zevkliydi.
Hayır asla olumsuz bir tartışma olmadı. Bilakis iyi oldu. Okuyanlar faydalanacaklardır. Sizin tarafta olan sayısı daha çok olacaktır oylama yapsak 😀. Zira dediğim gibi geçmişte doğal beslenmenin iyi olduğu gereğinden fazla abartıldı. Ve İnsanlarda bütün sorunların çözümünün doğada olduğuna inanmak isteme veya bekleme eğilimi var hatalı bir şekilde. Ama iş bıçağın kemiğe dayandığı noktaya vardığında insülini kullanırlar haklı olarak.
 
Forum sakini olarak yazılanları keyifle okudum.Selçuk Bey in bilgi birikimi çok fazla ve sağolsun onun vesilesiyle bizlerde faydalanıyoruz.
Nur hanım sizinde paylaşımlarınız çok güzel,anlayabildiğim kadarıyla çok araştırmış ve çokta bilgi sahibi olmuşsunuz.Kendi adıma her ikinize de çok teşekkür ediyorum.
 
Her ikinizin yazdıklarına katılıyorum ama istemeyerekte olsa Selçuk beyin yazdıklarına daha çok katılmak durumundayım.
Ülkemizde maalesef ki bilinçli üretici sayısı yok denilecek kadar az.Minik minik seçtiğim salatalık,biber v.s.dolapta büyüyor.Antalya'da serada bir günde sebzelerin katılan katkılarla nasıl büyüdüğünü de gördüm.Neler yiyoruz,ya da yemek zorunda kalıyoruz aklım şaşıyor.Ve bu katkı maddeleriyle vücudumuzda neler olup,bitiyor farkına bile varamıyoruz.Ve ne kadar çok oynama yapılırsa içlerindeki vitamin,mineral v.s. oranlarıda düşüyor.Bünyemizin görevi sadece çöp öğütücü oluyor.
Kısacası gönlüm doğallıktan yana olsada sadece artık pek çok takviyenin (Kaliteli) dışarıdan alınması gerektiğini düşünenlerdenim.
 
Geri
Üst